Page 457 - hz_musa
P. 457
456 Prof. Dr. Mustafa ERDEM
iken oraya girmesi ona nasip olmadığı halde, Hz. Yuşa/Ye-
şu peygamber olunca İsrailoğulları’yla birlikte oraya gir-
miştir. 1735
Razî, buradaki yasağın dini içerikli olduğunu, Cenab-ı Allah’ın
vatanlarına dönmeyi onlara haram kıldığını ve onların kırk yıl
çölde küçük ve sınırlı bir bölgede çeşitli sıkıntı ve acılar içinde
kalmalarını emrettiğini belirtmiştir. 1736
Hz. Musa, yapmış olduğu bu bedduanın hemen gerçekleşerek
böyle bir acı akıbete dönüşmesinden de ayrıca çok üzülmüş-
tür. Cenab-ı Allah, böylesi yoldan çıkmış nankör bir toplum
için üzülmeye gerek olmadığını, dolayısıyla üzülmemesi ge-
rektiği hususunda onu teselli etmiştir. 1737 Kavmi ona gelerek,
“Ey Musa! Bize böyle ne yaptın?” diye serzenişte bulunmuş, biz
burada ne yer ne içeriz diye tepki göstermiştir. Taberi bu dö-
nemde, onlara ağaçların üzerine gelen men ve selvanın veril-
diğini, önlerine gelen bıldırcınların ikram edildiğini söylemiş-
tir. Onlar bu sefer su ihtiyaçları olduğunu söyleyince Cenab-ı
Allah ona elindeki asa ile taşa vurmasını emretmiş, o asasını
taşa vurduğu anda her kabilenin ayrı ayrı içebileceği on iki
pınar çıkmıştır. Fakat onların bitmez tükenmez isteklerine bu
sefer de gölgelik ihtiyacı eklenmiş, bunu giyim kuşam istekleri
takip etmiştir. 1738
İsrailoğulları, yukarıda kısmen açıklanmaya çalışıldığı üze-
re, gitmeleri gereken yere isyanları sebebiyle gidemeyince
rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla çöllere düştüler. Fakat
burasının nere olduğu kaynaklarda açık değildir. Bazıları Hz.
Musa’nın Cenab-ı Allah ile konuştuğu, vahy-i ilahiye mazhar
olduğu, kendisine Tevrat’ın verildiği Tur Dağı ve etekleri veya
Sina Çölü olduğunu söylerken bazıları da Tih Çölü’nden söz
etmektedir ki bu ikisi aynı yer için kullanılan isimlerdendir.
1735 Zemahşerî, s. 2/414.
1736 Razî, Tefsir, s. 9/25.
1737 Maide, 5/26.
1738 Taberî, s. 1/430. Krş. Araf, 7/160.